İstanbul’un telaşından kaçmak isteyenler için köy konaklamaları
Şehrin gürültüsünden bıktığınızda, arabaya atlayıp sadece bir saat uzaklıktaki köylere gitmek inanılmaz ferahlatıcı olabiliyor. İstanbul köy konaklamaları son yıllarda epey popüler hale geldi. Ben de köyleri tek tek gezip blogumda anlatmayı seven biri olarak, bu yazıda en huzurlu seçenekleri derledim. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, şehrin sadece 40-50 kilometre ötesinde bambaşka bir dünyanın başlamasıydı.
Polonezköy’den Şile’nin kuytu köylerine, Beykoz’un orman içi yerleşimlerine kadar birçok yer var. Bazıları hâlâ tam bir köy havasını korurken, bazıları da butik konaklama tesisleriyle biraz daha turistik hale gelmiş. Ama hepsinin ortak özelliği, temiz hava, kuş sesleri ve yavaş tempo.
Polonezköy: Yeşilin ve tarihin iç içe geçtiği yer
Polonezköy’ü ilk ziyaret ettiğimde bahar aylarıydı. Her yer yemyeşil. Sokaklarda yürürken burnuma taze ot ve çiçek kokusu geliyor. Köyün içindeki eski Polonya evleri hâlâ duruyor. Bazıları pansiyona çevrilmiş. İstanbul köy konaklamaları dendiğinde akla ilk gelen yerlerden biri burası.
Burada konaklamak için birkaç butik otel ve ahşap bungalovlar mevcut. Sabahları kuş sesleriyle uyanıyorsun. Akşam ise mangal kokuları sarmaya başlıyor etrafı. Özellikle hafta sonu kalabalık oluyor ama haftaiçi gidersen tam bir huzur deposu. Orman yürüyüş yolları da cabası.
Şile’nin sakin köyleri: Ağva ve civarı
Ağva’yı severim. Aslında tam köy sayılmaz ama etrafındaki küçük yerleşimler tam bir köy konaklaması sunuyor. Göksu ve Yeşilçay dereleri arasında kalan bu bölge, özellikle yazın serinlemek isteyenler için ideal.
Burada dere kenarındaki ahşap evlerde konaklayabiliyorsun. Gece yıldızları izlemek için harika. Elektrik direği az, ışık kirliliği yok. Sadece su sesi ve arada bir kurbağa sesi duyuyorsun. Ben ilk defa burada kaldığımda sabaha kadar uyuyamadım. Sessizlikten.
Şile merkezine yakın olan Kandıra tarafındaki köylerde de birkaç güzel konaklama tesisi açıldı son yıllarda. Özellikle orman içi bungalovlar epey revaçta.
Beykoz ve Anadolu yakasının diğer köyleri
Beykoz’un Riva tarafı da son dönemde epey popüler. Hem deniz hem orman. İstanbul köy konaklamaları arayanlar için Riva’daki butik çiftlik evleri güzel seçenekler sunuyor. Sabahları tavukların sesiyle uyanmak, taze yumurta yemek başka bir keyif.
Çekmeköy’e bağlı bazı eski köyler de var. Örneğin, Alemdağ’ın eteklerindeki küçük yerleşimler. Burası tam bir keşif alanı. Henüz turistikleşmemiş, samimi insanlar yaşıyor. Köy kahvesinde oturup yaşlı amcalarla sohbet etmek insana iyi geliyor.
Konaklama seçenekleri neler?
İstanbul köylerinde konaklama seçenekleri oldukça çeşitlendi. Bütçene ve ruh haline göre seçim yapabilirsin.
Bazıları eski köy evlerini restore edip butik otele çevirmiş. Taş duvarlar, ahşap tavanlar, şömineli odalar… Kışın buralarda kalmak apayrı bir zevk. Yazın ise bahçeli bungalovlar ve glamping çadırları öne çıkıyor.
Benim favorim ise küçük butik çiftlik evleri. Hem hayvanları besleyebiliyorsun hem de organik kahvaltı yapıyorsun. Çocuklu aileler için de harika seçenekler bunlar.
Ne zaman gitmeli?
İstanbul köy konaklamaları için en güzel zamanlar ilkbahar ve sonbahar. Yazın biraz sıcak ve kalabalık olabiliyor. Kışın ise şömine başı keyfi için ideal. Özellikle kar yağdığında Beykoz ve Polonezköy masal gibi görünüyor.
Ben genellikle hafta içi gidiyorum. Hem fiyatlar daha uygun hem de köyün gerçek halini görebiliyorsun. Hafta sonu rezervasyonlarını erken yapmanı tavsiye ederim.
Yanına ne götürmelisin?
Köyde kalacaksan yanına rahat kıyafetler, yürüyüş ayakkabısı ve mutlaka bir powerbank al. Çünkü şebeke bazen çekmiyor. Bir de kitap. Çünkü internet yavaş olabiliyor, mecburen kitap okuyorsun. Aslında en güzel tarafı da bu.
Köy pazarlarından taze yumurta, peynir, bal almak istersen küçük bir çanta da bulundur. Yerel ürünlerle kahvaltı yapmak apayrı bir keyif.
En sevdiğim üç köy konaklaması
1. Polonezköy’de ormanın içinde saklı bir ahşap ev. Sabahları geyik görebiliyorsun bazen.
2. Ağva’da dere kenarındaki taş ev. Su sesi ile uyuyorsun.
3. Beykoz’da eski bir Rum evi restore edilmiş butik pansiyon. Sahibiyle sohbet etmek bile yeter.
Tabii bunlar benim kişisel favorilerim. Senin de kendi keşiflerini yapmanı öneririm.
Huzuru bulmak bu kadar yakın
İstanbul gibi bir metropolde yaşadığın halde, huzur dolu köy konaklamaları ile birkaç saat içinde bambaşka bir dünyaya geçebiliyorsun. Bu imkanı değerlendirmemek olmaz. Hafta sonu planlarını yaparken bir dahaki sefere köyü de ekle listene.
Ben her gittiğimde yeniden aşık oluyorum bu köylere. Kokusuna, sesine, insanına… Sen de mutlaka dene. Belki bir sonraki yazımda senin önerdiğin bir köyü anlatırım.
Unutma, bazen en büyük lüks yavaşlamaktır. Ve bu lüks İstanbul’un hemen yanı başında seni bekliyor.