İstanbul Köy Festivallerinde Yerel Kültür ve Kutlamalar Katılın - istanbulkoyleri.net.tc

İstanbul Köy Festivallerinde Yerel Kültür ve Kutlamalar Katılın

İstanbul’un köylerinde festival zamanı

Her yıl İstanbul köy festivalleri başlayınca yollara düşüyorum. Belki de en çok sevdiğim yanı bu. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, toprağın, ağaçların ve insanların gerçek ritmine tanık olmak. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, o samimi kalabalıklar ve yüzlerdeki gülümsemeler olmuştu.

İstanbul aslında sadece beton yığınlarından ibaret değil. Çevresindeki köyler hâlâ eski tadını koruyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında düzenlenen yerel kültür festivalleri, hem İstanbullulara hem de dışarıdan gelenlere inanılmaz deneyimler sunuyor. Bu festivallere katılmanızı gerçekten tavsiye ederim.

İstanbul köy festivalleri neden bu kadar özel?

Köylerdeki kutlamalar genelde mevsimle, hasatla ya da tarihi bir olayla bağlantılı oluyor. Mesela bazı köylerde kiraz festivali, bazılarında ise ceviz şenliği yapılıyor. Ama hepsinde ortak olan bir şey var: yerel kültür ön planda.

Sokaklar bayraklarla donatılıyor. Evlerin önüne küçük tezgahlar kuruluyor. Kadınlar kendi yaptıkları reçelleri, turşuları, el örgüsü çorapları satıyor. Kokular… Ah o kokular. Bir yandan odun ateşi, bir yandan taze ekmek ve mangalda pişen etin karışımı. Burnunuza doluyor ve bir daha çıkmıyor.

Atmaca Köyü’nde geçen bir hafta sonu

Geçen sene Atmaca Köy Festivali’ne gittim. Yol boyunca orman içinden geçiyorsunuz, hava serinliyor aniden. Köye vardığımda ilk duyduğum horoz sesleri oldu. Sonra davul zurna karışımı bir müzik yükseldi.

Köy meydanında horon tepiliyordu. Yaşlısı genci herkes el ele. Ben de kenardan izlerken bir teyze kolumdan tuttu, “Oğlum gel sen de oyna” dedi. Reddedemedim. Ayaklarım o ritme uymaya çalışırken etrafımdaki samimiyeti hissettim. Bu kadar içten bir davet beklemiyordum doğrusu.

Festival alanında ayrıca atlı gösteriler, eski köy evlerinin gezilmesi ve yöresel yemek yarışmaları vardı. Özellikle un helvası ve yoğurtlu mantı unutulur gibi değil. Tadına baktığınız anda anlıyorsunuz ki buradaki her şey sevgiyle yapılmış.

Şile’nin köylerinde başka bir dünya

Şile tarafına gittiğinizde işler biraz daha denizle iç içe. Ağaçlı, Darlık, Değirmençayırı gibi köylerde yaz boyunca küçük kültür festivalleri düzenleniyor. Birinde balık festivaline denk geldim.

Sabah erkenden tekneler kıyıya yanaşıyor, balıklar taze taze pişiriliyor. Yanında mısır ekmeği ve salata. Denizden gelen rüzgar yüzünüzü yalıyor. İnsanlar piknik minderlerini sermiş, sohbet ediyor. Tam bir aile ortamı. Çocuklar koşuşturuyor, yaşlılar gölgede tavla oynuyor. Bu görüntü her seferinde içimi ısıtıyor.

Festivallerde ne bulacaksınız?

Her İstanbul köy festivali kendine göre farklı. Ama genel olarak şu unsurları mutlaka görürsünüz:

Köylü kadınların hazırladığı el emeği ürünler, eski tarım aletlerinden oluşan küçük sergiler, çocuklara yönelik atölyeler, halk oyunları gösterileri, yöresel müzik dinletileri ve bol bol doğal ürün.

Bazı festivallerde traktörle köy turu bile yapılıyor. İlk defa traktörün arkasına binip tozlu yollarda ilerlemek bayağı eğlenceliymiş meğer.

Köy atmosferi ve günlük hayat

Festival dışı zamanlarda köyler daha sakin. Ama o sakinlikte de başka bir güzellik var. Sabahları horoz sesiyle uyanıyorsun. Kahvaltıda taze yumurta, köy peyniri ve domates buluyorsun. Sokaklarda tavuklar geziniyor, kediler duvar diplerinde uyukluyor.

Evlerin çoğu eski Rum ya da Osmanlı mimarisinden izler taşıyor. Taş duvarlar, ahşap balkonlar, bacalardan tüten duman… Fotoğraf çekmek için birebir. Ben özellikle akşamüstü ışıklarında köy sokaklarını çok severim. O ışık her şeyi altın rengine boyuyor.

Neden katılmalısınız?

Çünkü yerel kültür ve kutlamalar sadece eğlence değil, aynı zamanda bir miras. Bu festivaller sayesinde köyler canlı kalıyor, gençler gelenekleri öğreniyor, bizler de şehir hayatından biraz nefes alıyoruz.

Üstelik çok da pahalı değil. Çoğu festival ücretsiz. Sadece yol masrafınız ve yiyecek için ufak bir bütçe yeterli. Ama getirdiği huzur paha biçilemez.

size tavsiyelerim

Eğer ilk defa gidecekseniz kalabalık festivalleri tercih etmeyin. Daha küçük olanları seçin. Mesela 200-300 kişinin katıldığı köy şenlikleri daha samimi oluyor.

Yanınıza rahat ayakkabı alın. Köy yolları taşlı ve tozlu olabiliyor. Ayrıca bir şişe su ve powerbank unutmayın. Çünkü sinyal bazen zayıf olabiliyor.

En önemlisi de sohbet etmekten çekinmeyin. Köylüler misafirperverdir. Sorarsanız hem köyün tarihini anlatırlar hem de size en güzel yerleri gösterirler.

Sonbahar festivalleri de cabası

Yaz bitse de festival sezonu bitmiyor. Sonbaharda üzüm, ceviz, kestane şenlikleri başlıyor. Özellikle Beykoz ve Çatalca tarafındaki köyler bu konuda çok zengin.

Kestane festivalinde ateş yakıp kestane pişirmeyi, sonra da ballı cevizle birlikte tatlı niyetine yemeyi denediniz mi hiç? Tavsiye ederim. Hem sıcak hem de çok lezzetli.

İstanbul’un bu köyleri aslında şehrin en büyük hazinelerinden. Keşke daha çok insan fark etse. Ben fark ettiğim günden beri her fırsatta kaçıp gidiyorum.

Bir dahaki festivalde belki siz de oralarda olursunuz. O zaman bir kahve içmek üzere sözleşelim. Köy kahvesinde, kuş sesleri eşliğinde.

Unutmayın, İstanbul köy festivalleri sizi bekliyor. Yerel kültür ve kutlamalarla dolu bu şenlikler, hem ruhunuza hem midenize hem de hafızanıza iyi gelecek. Hadi kalkın gidelim.