Beykoz Köylerinde Yaşayan Gerçek Anadolu Kültürü - istanbulkoyleri.net.tc

Beykoz Köylerinde Yaşayan Gerçek Anadolu Kültürü

Beykoz’un Unutulmaz Köyleri

İstanbul’un kaosundan sıkıldığınızda, nefes alabileceğiniz yerler arıyorsanız Beykoz köyleri tam size göre. Ben ilk defa bir arkadaşımın tavsiyesiyle gittim. O günden beri aklımdan çıkmıyor. Burası sadece yeşillik değil, aynı zamanda hâlâ yaşayan Anadolu kültürü demek.

Köy yolları dar, virajlı. Ama her virajda farklı bir manzara açılıyor. Bir tarafta orman, diğer tarafta boğazın sakin hali. Arabayı kenara çekip birkaç dakika sadece etrafı dinlemek istedim. Kuş sesleri, uzaktan gelen horoz ötüşü… Şehirde unuttuğumuz sesler bunlar.

Doğal Güzellik ve Köy Havası

Beykoz köyleri denince akla ilk gelen şey ormanlar ve temiz hava. Ama işin aslı çok daha derin. Ağaçların arasında yürürken eski taş evleri görüyorsunuz. Bazıları restore edilmiş, bazıları ise hâlâ eski halleriyle duruyor. Ben özellikle Çayağzı ve Göksu civarını çok sevdim.

Çayağzı’nda bir kahvehanede yaşlı amcalarla sohbet etme fırsatım oldu. Konu bir anda tarımdan, hayvancılıktan, eski düğünlerden açıldı. Anladım ki burada zaman daha yavaş akıyor. İnsanlar birbirini tanıyor, kapılar genelde kilitli olmuyor. Bu samimiyet insanı şaşırtıyor ilk gittiğinde.

Anadolu Kültürü Hâlâ Canlı

Burada Anadolu kültürü sadece lafta kalmamış. Komşuluk ilişkileri, misafirperverlik, ortak işler… Hepsi hâlâ devam ediyor. Bir köyde düğün varsa bütün köy davetli. Kadınlar birlikte yemek yapıyor, erkekler ateş yakıyor. Ben de bir ara katıldım bu hazırlıklara. Hiç yadırgamadılar.

Köylerde özellikle yaşlılar hâlâ eski türküleri biliyor. Akşamları bir iki bardak çay eşliğinde dinlemek ayrı bir keyif. Radyoda çalan pop şarkıları değil, bağlama eşliğinde söylenen uzun havalar duyuyorsunuz. Bu sesler insanın içine işliyor.

Evler, Sokaklar ve Küçük Detaylar

Köy sokakları genelde toprak. Yağmur yağınca biraz çamur oluyor ama o da köyün karakteri işte. Evlerin önünde genellikle asma çardakları var. Yazın orada oturup çay içen teyzeler, dedeler… Manzara çok doğal.

Bazı evlerin bahçesinde tavuklar, hindiler geziyor. Birkaç tane de keçi. Kokular karışıyor: toprak kokusu, odun ateşi, bazen de yeni pişmiş ekmek. Fırınlardan çıkan mis gibi köy ekmeği kokusuyla yürürken mideniz kazınmaya başlıyor.

Ne Yapmalı, Nerelere Gitmeli?

Eğer siz de Beykoz köylerini gezecekseniz birkaç tavsiyem var. Öncelikle erken saatte çıkın. Çünkü gün batımı burada inanılmaz güzel. Polonezköy’ü de listeden çıkarmayın. Her ne kadar turistik bir hava olsa da hâlâ köy ruhunu koruyor.

Göksu Deresi kenarında yürüyüş yapın. Yanınıza mutlaka su ve atıştırmalık alın. Köy kahvelerinde mola verin. Yaşlılarla sohbet edin. Onlar en güzel rehber. Bazen bir çay ısmarlayıp “Amca buraları anlatır mısın?” diye sormak yeterli.

Ben özellikle sonbaharda gitmenizi öneririm. Yapraklar sararır, hava serinler. Fotoğraf için de muhteşem bir dönem. Ama ilkbaharda da çiçekler açtığında bambaşka bir güzellik oluyor. Her mevsimin ayrı bir tadı var.

Köy Yaşamından Küçük Gözlemler

Burada insanlar hâlâ kendi sebzelerini ekiyor. Domates, biber, salatalık… Hepsi bahçelerinde. Pazar günü köy pazarına gittim. Satılan ürünler genelde kendi üretimleri. Kimyasal yok, hormon yok. Tadına bakınca farkı hemen anlıyorsunuz.

Bir gün de bir amcanın davetiyle evine misafir oldum. Bize kendi yaptığı peynirden, zeytinden, reçelden ikram etti. “Bunlar bizim mahsul” dedi gururla. O an anladım ki Anadolu kültürü tam olarak bu işte. Paylaşmak, emek, samimiyet.

Köpekler sokakta serbest. Ama kimseye zararları yok. Tavuklar yoldan karşıya geçiyor. Arabalar yavaş gidiyor. Herkes birbirine selam veriyor. Bu küçük detaylar insana iyi geliyor. Şehirdeki o soğuk ilişkilerden sonra burası adeta ilaç gibi.

Beykoz köylerine birkaç kez gittim. Her gidişimde farklı bir yanını keşfettim. Bazen sadece yürümek için, bazen de fotoğraf çekmek için. Ama en çok da o sakin atmosferi hissetmek için.

Eğer siz de gerçek bir Anadolu dokunuşu arıyorsanız, İstanbul’un içinde saklı bu köyleri mutlaka görün. Acele etmeyin. Yavaşlayın. Bir kahvehanede oturun. İnsanlarla konuşun. Kokuları içinize çekin. Bu arada İstanbul’un eski köy yolculuğu yazımız: Tarihi Dokusu Büyüleyen İstanbul’un Eski Köy Yolculuğu Başlasın

Belki siz de benim gibi âşık olursunuz bu köylere. Belki de bir daha gitmek için bahane ararsınız. Ben şimdiden bir sonraki ziyaretimin planlarını yapmaya başladım bile.